galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2014 Salı

Nostalji



Galatasaray'ın yeni transferleri Barry Venison, Mike Marsh ve Dean Saunders, Türkçe öğreniyor. Seneyi tahmin edin bakalım... via@Futbolovski

21 Nisan 2014 Pazartesi

Ziraat Türkiye Kupası Finali Nerede oynanacak



Ziraat Türkiye kupasından finale kalan Galatasaray ve Eskişehirspor'un final müsabakasını nerede oynayacakları belli oldu. Ziraat Türkiye kupası final müsabakası 7 Mayıs 2014 Çarşamba günü Konya Büyükşehir Belediyesi Atatürk Stadında oynanacak, maç saatti ilerleyen günlerde belli olacak.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Geri dönüşlerin hastasıyız

Maç öncesi en çok konuşulan şey deplasman tribün fiyatlarının 800 lira olmasıydı. Her anadolu takımı yönetiminin yaptığı bu olay gerçekten çok komik. Büyük takımlarla oynadıkları için illa taraftar gelecek zihniyetiyle deplasman biletlerini fahiş fiyata satmak istiyorlar. Bu sefer ise ters tepti, deplasman tribünü bomboştu. Halbuki biraz uygun fiyatta olsa biletler insanlar maça gidecek ve en azından klübe biraz daha para girecek.

Maça gelirsek, ilk 10 dakika anormal bir tempo vardı maçta. Bursaspor taraftarının desteği ile biraz daha etkili oldu tabiki. 4-4-1-1 dizilişiyle başladı Galatasaray. Yine her zaman yazdığım gibi Telles'in ileri çıkışlarında onun yerini kapatmak için Hakan Balta yer yer sola kaymalar yaptı. Hakan Balta'nın yerine ise Melo geriye gelerek, maç esnasında pozisyon rotasyonuna gidiyordu Galatasaray. Bu durum ise Bursaspor'un işine geliyordu ve sürekli sol kanattan etkili olan taraf oldu.



Maçın 28. Dakikasında ise Bursaspor'un golü geldi. Olmayan bir faulden sanahın en uzunlarından olan Fernandao etkili bir vuruş yapıp topu ağlata gönderdi. İkinci gol ise tam bir komedi. Yine Telles'in ileri çıkması sonucu sola kayan Hakan balta topa kayarak müdahale etti fakat top kısa düştü ve Şener'in önünde kaldı, Şener yine Fernandao'ya çok güzel bir orta yaptı ve Fernandao aynı güzellikte bir voleyle topu ikinci kez Galatasaray'ın ağlarına gönderdi.

Biraz şansa olsada, snijder başlattığı pozisyonda top dönüp dolaşıp tekrar kendi önüne düştü ve düzgün bir vuruş yapan Snijder topu ağlara gönderdi, bu Galatasaray'ın ceza sahası içine girebildiği enden pozisyonlardan bir tanesiydi. İlk yarı 2-1 Bursaspor'un üstünlüğüyle bitti.

İkinci yarıda etkili olan taraf Galatasaray bunun meyvesi olarak bir  penaltı kazandı ve Selçuk topu ağlara göndererek durumu 2-2'ye getirdi, zaten Galatasaray'ın maçı çevirmesi için ikinci yarının başında gol bulması gerekiyordu ve öyle de oldu.

Bir Fatih Terim etkisi olacak ki, penaltıdan sonra Snijder'in ve Melo'nun çabasıyla gelişen pozisyonda kaleciden dönen topa nasıl olduysa Burak Yılmaz dokunarak topu ağlara gönderdi(!) durum 3-2 oldu.


3-2'den sonra bambaşka bir Galatasaray izledik. 4. Gol çok manidar oyuncuların organizasyonu sonucu geldi. Pozisyonun başında Snijder kanattaki Sabriyi çok güzel gördü ve Sabri Burak Yılmaz'a alda at dercesine bir pas attı ve Burak boş kaleye topu gönderdi. Durum 4-2.

Gollerden sonra açılan taraf Bursaspor oldu, geride büyük boşluklar veren Bursaspor bir penaltı daha yaptırarak durumun 5-2 olmasına izin verdi.


Genel görüşüm; ilkyarıda Etkisiz bir Galatasaray vardı. Bursaspor tarafında ise taraftarı arkasına alan ve etkili olan bir Bursaspor.
İkinci yarıda ise tamamen maça hakim olan bir Galatasaray, bunda büyük payın Mancinide olduğuna inanıyorum. Bir diğer görüşüm ise Galatasaray taraftarlarıyla ilgili olacak, Sözlükte ve Twitterda sürekli bu maçın kaybedileceğine inanan Galatasaray taraftarlarının yazılarını gördüm. Bu beni üzsede bu galibiyete acaba bu gibi yazılar yazan taraftarlar sevindi mi merak ediyorum.

13 Nisan 2014 Pazar

Euroleague Zaferi feat. Koyduk mu



Şampiyonluğun gelişi geçen senenin şampiyonu ve her pozisyonda kadınlar basketbolunda isimli oyuncularının olduğu ekaterinburg'u yendiğimizde zaten belli olmuştu. Fenerbahçeden daha güçlü ve turnuvanın asıl favorisi olan bir takımı devirip finalde Fenerbahçe ile eşleştik. Aslında İki Türk takımını bir Avrupa Kupası finalinde görmek herkesin hasret olduğu bir olay. Bu güzel olaya yine baltasını vuran isim ise her zaman ki gibi Aziz Yıldırım oldu. Maç esnasında NTV Spor pek yer vermesede sürekli taraftarla didişen Aziz Yıldırım ortamın gerilmesine neden oldu. Artık Fenerbahçe taraftarının bu isime daha fazla taviz vermemesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü bu kadar asabi ve fevri davranışlar klübe zarar vermekten başka bir anlama gelmez.

Gelelim Galatasarayımızın zaferine, Çok etkili bir başlangıç yapıp skoru kendi lehimize çevirmeyi bildik, bir ara fark 20li sayılara çıksada, oyuncu derinliğinin olmaması buna bağlı olarak rotasyondaki sıkıntılar maçın sonlarına doğru Fenerbahçe'nin maça ortak olmasını sağladı. 20li sayılardaki fark 2 sayıya insede maçın en kritik zamanlarında oyuna alba Torrens'in yerine giren Şebnem Kimyacıoğlu'nun iki üçlüğüyle maçı kazanmasını bildik. Tüm camiaya hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum ve kupaların devamının gelmesini diliyorum.

Bu da Bonus olsun; http://s7.directupload.net/images/140407/qafv7vzq.swf

6 Nisan 2014 Pazar

Sarı Kırmızı

Bir tarafta direkten dönen toplar, hücum aksiyonları, kanatları kullanmaya çalışan bir Galatasaray. Diğer tarafta ligin en çok pozisyon üreten takımı olmasına rağmen bir pozisyon bile bulamayan Fenerbahçe. Maçı izlemeyen birine anlatılabilecek bu cümleleri söylememiz yeterli olurdu herhalde.


26 Mart 2014 Çarşamba

Türkiye Kupası: Kötü Futbol, Kötü Skor




Türkiye Kupası maçlarında rotasyona giden Mancini bu maç rotasyondan çok taktiksel değişime gitmiş. Burak'ın sağ taraf çekip Umut Bulut'u ileri çekmiş. 4-5-1 gibi bir diziliş vardı sahada, rotasyon olarak ise kardoya Burdisso'yu ilave etmiş. Burdisso da kadroda olduğunu göstermek istedi ve daha maçın başında çok büyük bir hata yaptı, Muslera'ya atmak istediği pas kısa düştü ve Bursaspor forveti kaleciyle karşı karşıya kaldı. Pozisyonda büyük bir kalecilik örneği gösteren Muslera yetişemeyeceği topa çıkmayıp, kalesinde kalıp açı kapatmayı tercih etti. Herkes Bursaspor'un karçırdığı pozsiyonu konuşurken, sağ taraftan Burak'ın(!) pasına sneijder çok güzel bir vuruş yaptı ve topu ağlara gönderdi. Maçın başında iki takımda çok net pozisyonlar buldu Bursaspor atamazken, Galatasaray bulduğu fırsatı iyi değerlendirdi. Erken gelen gol akıllara Galatasaray'ın ligte attığı 6-0'lık maçı akıllara getirdi. Maçında devamında 34. Dakikada veremediği penaltıyı 40.dakikada veren hakem Galatasaray'ın 2-0 öne geçmesini sağladı



İkinci yarıda Bursaspor golle başladı. sağ taraftan yapılan ortada 1,75'lık Volkan Şen bomboş kaldı, çok güzel bir kafa vuruşu yaptı ve topu ağlara gönderdi. Golden sonra daha etkili olan taraf Bursaspordu. Devre arasında neden değişiklik yapmadı bilmiyorum ama 55. dakikada belkide maçın en kötü oyuncusu olan Burdisso'nun yerine Semih Kaya'yı aldı. Bu değişikliğin pek bir faydası olmadı, Bursaspor etkili oynamaya devam etti. Orta sahası iyice düşen Galatasaray rakibi önde karşılamakta zorlandı, Bursaspor orta sahayı kolay geçip üst üste pozisyonlar buldu. Bursaspor'un bu kadar etkili oyununa Galatasaray Burak ile cevap vermek istedi. 75. dakikada kaleciyle karşı karşıya kalan Burak topu kalecinin üstüne isabet ettirdi dönen top tekrar önüne düşmesine rağmen ikinci vuruşuda auta gönderdi.

90. Dakikada ise Antalyaspor maçında yediğimiz golün benzeri bir gol yedik. Baş rolde Semih ve Telles vardı. Semih kaleciyle karşı karşıya kalan Bursasporlu oyuncunun sutunu bloke etmek için yerden müdehale etti, seken top Telles'e çarptı ve yine Bursasporlu oyuncunun önünde kaldı. Çok güzel bir vuruş yapan Bekir durumu 2-2'ye getirdi.

Maç bitişinde zaten boş alan tribunlerden yönetim istifa sesleri yükseliyordu.

23 Mart 2014 Pazar

Giden Şampiyonluk, Telafisi olan bir sezon.

Şike soruşturmasından Türkiye tarafından almadığı cezayı, UEFA verdi ve Avrupa kupalarına belli bir süre gidemiyor Fenerbahçe. Bu Galatasaray için bir avantaj olmalıydı ve öyle oldu. Ben her zaman söylerim benim için önemli olan Avrupada başarılı olmuş bir takım izlemek isterim, ligte bir şekilde Şampiyonlar ligine katılabiliyorsan benim için sorun yok. Ligimizde Şampiyonlar ligine katılmak için ise ülke puanımız düşük olduğu için ya birinci yada ikinci olmak gerekiyor. Bu sezon ise durum farklı ikinci olsanız dahi Şampiyonlar ligine direk katılabiliyorsunuz, ben buna bakarım. Tabi büyük takımlar Şampiyon olmak için oynuyor fakat bunun mükafatı Şampiyonlar ligi olmalı, e peki bu sene Fenerbahçe Şampiyon olduğu zaman nereye gidiyor(!).

Ben bu sezonu feda sezonu olarak görüyorum, her ne kadar Beşiktaşta bu feda olayı işe yaramasada biz bu feda işinin üstesinden çok güzel gelebiliriz. İleriyi gidebilmek için bazı şeyleri feda etmek gerekiyor. Bizimde feda edeceğimiz sezon bu sezon olmalı ki feda ettiğimiz sadece şampiyonluk ve şampiyonluğun mükafatını olan Şampiyonlar ligine yine Galatasaray katılıyor, Fenerbahçe değil.

Birazda Dün akşamki maçla ilgili bir şeyler yazayım;

Galatasaray maça biraz tutuk başladı. Son oynanan Chealsea hezimetini üzerlerinden atamamışlar gibi gözüküyordu takım, zaten ilk etkili atağı Kayserispor 18. dakikada Bobo'nun ara pasıyla kaleciyle karşı karşıya kalan Mouche ile yakaladı.


Kısa bir süre sonra Hajrovic'in kornerinin devamında dönen topu Selçuk ortaladı ve Burak iki kez imkan bulmasına rağmen gol atmayı başaramadı her zaman ki gibi, Sağ kanatta Hajrovic ve Veysel çok etkili oynadılar bu maçta Veysel'in zaman zaman ileri çıkışlar yapması takıma büyük fayda sağladı ama beklenen gol bir türlü gelmedi. Maçta takımı asıl etkileyecek en önemli olay ise Melo'nun sarı kart görmesi, bu kart ile Melo haftaya oynayacağımız kolay gibi gözüken Torku Konyaspor maçında cezalı duruma düştü, haftaya deplasman fobisi devam edebilir, bunun yanında Hakan Balta'da maçın 29. dakikasında sarı kart gördü.

İlk yarının devamında 31 ve 34. dakikalarında iki kanattan etkili pozisyon bulduk. 31. dakikada yine Veysel ileri çıkıp şut çıkarttı ama yine olmadı. 34. dakikada ise Telles kanattan muazzam yardırdı ama yine sonuçsuz kaldı.

İlk yarının sonunda ise Hajrovic defansın ortasına dikine girip çok güzel bir şut çıkarttı ama yine sonuçsuz kaldı. İlk yarı golsüz tamamlandı.

İkinci yarıda daha etkili başladı Galatasaray ikinci yarının başında direkten dönen bir pozisyon var ki o direkten dönen top gol olsa şu an başka bir maç yazısı yazıyor olabilirdim.

65. dakikada çok konuşulan Hajroviç - Ontivero değişikliği yapıldı. Dün maç sonrası Galatasaray sözlükte bu değişiklik üzerine oldukça konuşuldu, bende bu değişikliğin üzerinde durmak istiyorum. Beklenen Sneijder - Ontivero değişikliği gibi gözüksede daha önce bahsedilen Ontivero'nun kondisyon eksikliği yüzünden orta sahanın geniş bir bölümü Ontivero'ya bırakılamaz diye düşündü Mancini, birde yabancı sınırının olduğu unutuldu herhalde yani Ontivero'yu oyuna sokmak için illa bir yabancı çıkartmak gerekiyordu. Bence buradaki soru, Neden Hajroviç'in çıktığı değil, neden Ontivero'nun girdiği. Yani Ontivero girmese ne olurdu? oyuna giren Ontivero ne fayda sağladı? Ontivero ile ilgili benim gördüğüm tek pozisyon ceza sahası içinden bir şutunun direğin dibinden dışarı çıkması. 65. dakikaya kadar bu adamın oyuna girmesi için bir ortam yoktu, arkasından çok sallanan Mancini'nin bu maçtaki tek hatası buydu.



Maçın geri kalanı ile ilgili fazla bir şey yazmaya gerek yok diye düşünüyorum. Klasik 75 - 90 arası Galatasaray'ın gol için yüklenmesi ve kontradan yenilen bir gol. Maçında devamı bu şekilde gelişti.


Bu yenilgi ve giden şampiyonluk sonrası hatalarının çoğunun Teknik direktörde değilde futbolcularda olduğunu düşünüyorum. Aynı kadroyla içerde 6 atıp, deplasmanda gol sıkıntısı çekiyorsan bunda Teknik direktörün bir hatası olduğunu düşünmüyorum. Mancini geldiğinden beri yazılarımda bu adamın arkasında durdum ve durmaya devam edeceğim. Uzun vadede takıma çok faydası olacağını düşünüyorum.

19 Mart 2014 Çarşamba

Sonunda Mancini

Bunca Motivasyona rağmen sadece 90. dakikada saçma sapan bir pozisyon bulabilen bir Galatasaray izledik dün. Deplasmanda alınamayan puan ve kötü futbolu gördükten sonra bu sonuç çok normal., kendi evinde en kötü 3 gol atabilen bir takım deplasmanda nasıl bu kadar kötü oynayabiliyor anlamak gerçekten güç. Galatasaray taraftarı ise 18 Mart Çanakkale münasebeti ile gaza gelip bu maçı alacağımızı düşündü ama gerçek hayatta olaylar gaza gelmekle olmuyor maalesef.

Mancini'yi geldiği günden süper ligin 2. yarısının başına kadar eleştirmenin doğru olmadığını yazmıştım çünkü kendi kurduğu takımın başında değildi adam. Devre arasında ise gerekli transferleri yaptığını düşündü kendince(!) ama getirdiği hiç bir oyuncuyu Türkiye Kupası maçları hariç oynatmak istemedi. Telles hariç yeni transferlerin hiçbirine şans vermedi, sürekli oynattığı Telles ise zaten Terim zamanından beri istenilen bir oyuncuydu yani Mancini'nin direk istediği bir oyuncu değildi, Telles için Terim'in mirası diyebiliriz. Veysel Burdisso, Ontivero, Bucaspordan alının Umut'a hiç şans verme gereği duymadı.




Mancini'nin ikinci beni şaşırtan olayı ise sürekli kadro rotasyonuna gitmesi. Belki Türkiye liginde yabancı sınırının olması nedeniyle bunu yapmak zorunda fakat Türk oyuncular içinde bu rotasyonu çok sık yapmakta Mancini, Yekta - Ceyhun rotasyonunun sık olması buna bir örnek olabilir.

Takımda bir diğer sorun ise Oyuncuları pozisyonu dışında farklı pozisyonlarda oynaması. Burada Telles istisnası var tabiki, Telles defansif anlamda çok zayıf bir oyuncu yani sol bek vazifesini yerine getiremiyor bir sol açık edasıyla oynamak istiyor ve öyle oynuyor yani başlı başına bir sol bek demek mümkün değil. İzlediğim çoğu maçında ileri çıkıp geri gelmiyor ve sürekli ileride oynamak istediğini gösteriyor. Telles'in böyle oynaması takıma fayda sağlıyor Mancini de zaten Telles'i öyle oynatıyor. Yani Galatasaray'ın sol bek sorunu hala devam ediyor. Tellesin arkasına ya Hakan Baltayı koyuyor, Telles sol bek pozisyonunda olduğu zaman ise ya stoperler yardıma geliyor yada Melo - Selçuk ikisinden biri  yardıma gelen isim oluyor, Sol tarafı koridor gibi kullanacak komple bir sol bek değil Telles.

Bu istisnanın dışında zaten forvette faydasız olan Burak'ı kanatlara çekmek, Mourinho'nun on numara olarak ilk 3. sırada gördüğü Sneijder'i kanatlara çekmek, gibi çok büyük hatalar yapıyor. İki stoperin sürekli değişmesi o stoperlerin arasında olması gereken uyumu zorlaştırıyor, örnek vermek gerekirse Uche Högh ikilisinin muazzam uyumunu gösterebilirim. Sürekli rotasyon takıma zarar verdiğini düşünüyorum.

Son paragrafta yazdığım büyük hataları yapan Galatasaray'ı yakalayan Anadolu takımları en kötü beraberliği almayı başarıyor.


2 Aralık 2013 Pazartesi

Burak Eziyeti.



Geldiği günden beri benim ve çok ufak bir grubun yazdığı artık herkesin yavaş yavaş farkına vardığı bir olay var; Burak gerçeği.

Her ne kadar Avrupa iddaları olmasada şampiyonluk için en büyük rakiplerin kendi aralarından berabere kaldığı bir haftada yani ikisinde puan kaybettiği bir haftada maçı kazanamamak büyük sorun. Ben faturayı şu an için Manciniye kesemem çünkü adam kendi kurduğu bir takıma gelmedi, Terim'in bıraktığı bir takım yönetiyor. Manciniyi eleştirmek için en azından ara transfer dönemini beklemek gerekiyor. Ben bu kötü gidişi direk olarak belli başlı oyunculara keserim.

Gelelim Burak Yılmaz olayına. Terim zamanı Terim'in verdiği gaz ile bir şeyle yapmaya çalıştı fakat bir istikrar yakalayamadı bu adam. Eksiklerini sürekli Twitterda yazıyorum burada da kısaca anlatayım;

1. Boş koşu, Alan boşaltma( Bunu Baros muazzam bir şekilde yapıyordu)
2. Son vuruş. (Dikkatli olarak izleyin, tam son vuruşta ayaklarını ayarlamakta zorlanıyor. İstisnalar var tabiki)
3. Top kontrolü
4. Kondisyon (Maçın ortalarına doğru daha etkisiz görüyoruz ve ikili mücadelelerde sürekli yerde görüyoruz)
5. Çalım ve adam geçme( Bu olay tamamen 0)
6. Pozisyon alma( Olması gereken yerde olamıyor, İstisnalar olabilir)

Eksik yönlerini yazdık birde olumlu yönünü yazalım. "Sadece koşmak". Bunuda kondisyonu zayıf olduğu için uzun vadede bu işi yapamıyor.


Birazda Dünkü Kasımpaşa maçından bahsedelim;

Zevksiz bir maç izledim ben. İki takımda pozisyon bulmakta zorlandı hatta Kasımpaşa Galatasaraydan daha fazla pozisyona girdi ilkyarıda. İkinci yarı ise durumu dengeledi, golde erken oldu ama devamını getirecek futbolcu sayısı azdı sadece Drogba ile olmuyor maalesef.

Takım ile ilgili genel görüşümü ara transfer döneminde belirteceğim. Yazdığım gibi bu takım daha Mancininin takımı değil. Başkan bu adamı göndermeyip en ufak bir başarısızlıkta göndermez ise ileride bir şeyler vaadedeceğini düşünüyorum.

3 Ekim 2013 Perşembe

Mancini'nin Galatasaray'ı

Galatasaray


Bunu yazmak için erken ama ben yine bir şeyler karalamak istiyorum. Ben Juventus Galatasaray maçının sadece ilk yarısını izledim ve gördüğüm, Galatasaray'ın toplu defans anlayışı içinde oluşu. Maçtan bir iki gün önce Güntekin Onay'ın Mancini ile ilgili konuşmasını dinledim ve tamda Güntekin Onay'ın anlattığı gibi gerçekleşti olaylar. Katı bir defans anlayışıyla çıktı Galatasaray Juventus karşısına, top Juventusta olduğu zaman herkes topun arkasına geçiyor herkes bir şeyler yapmaya çalışıyordu.

Maçın son antremanında Aydın Yılmaz'ın as kadroda olduğu duyumları alındı ve taraftarın çok ilgisini çekti bu durum fakat maç başladığında Aydın Yılmaz'ı kadroda göremedik herhalde birileri Mancini'nin kulağına bir şeyler fısıldadı. Dikkat çeken başka bir durum ise Galatasaray'ın Tek santrafor çıkaması ve Burak'ın kenarda olması ve maçın kitlendiği zamanlarda Burak yerine Umut tercihinin yapılması. Bu yapılan tercih yerinde olmuş ki golün gelmesi gecikmedi(orada Umut yerine Burak olsa o golü atabilir miydi bilmem).

Maçın Tamamına bakarsak çok az pozisyon veren bir Galatasaray izledik. Bunu yazdıktan sonra Twitter olsun Facebook olsun şöyle yazılar okudum. "- Defans yaptığımız halde 2 gol yedik" yada "- Pozisyon vermedik ama 2 gol yedik" Ben maçın ikinci yarısını izlemedim ve Galatasaray'ın yediği golleri banttan izlemek zorunda kaldım ve gördüğüm, birinci golün çok ucuz bir penaltıdan olduğu, ikinci golün ise bir anlık bir konsantrasyon kaybı sonucu olduğu. Yani yeni bir teknik direktörün böyle zor bir deplasmandan beraberlikle alması ve galibiyeti çok ucuz bir penaltıyla kaçırması teknik direktör açısından iyi bir başlangıç sayılabilir.

Şöyle bir durum daha var. Çok defansif oynadık ama 2 gol attık diyebiliriz.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Terim'in gidişi

Önce Sözlükte Galatasaray - Çaykur Rize maçı ile ilgili bir yazı yazdım onu buraya taşıyacağım;

bu takımın adı bu yüzden galatasaray. karşındaki takım çok formda olabilir, teknik direktörün kovulmuş olabilir, taraftar ikiye bölünmüş olabilir. büyük takım olma olayını bu maçta göstermemiz gerekiyor. hocasız şampiyon olmadı mı bu takım? biri gider birisi gelir aslolan galatasaray'dır. kim gelirse gelsin aslanlar gibi oynayacağımız maç olacak bu maç. ne yani fatih terim gitti diye takım oynamasın mı? terim'in gidişiyle ilgili bir yorum değildir bu yazdıklarım, 22 eylül 2013 beşiktaş galatasaray maçında hoca hakkında neler yazdığımı okuyabilirsiniz (bkz: #1306489). öyle veya böyle terim gitti, önümüze bakmamızın zamanıdır. bu maçı alırız başka türlü bir düşünce içinde değilim.
bir galatasaray atasözü;(bkz: galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır)
cinnettekno yazı Terim resim

Bunu yazdıktan sonra Terim'in gidiş nedenlerinin neden olduğunu biraz konuşalım;
Televizyondan ve sosyal medyadan gördüklerim üzerine konuşacağım, çünkü takım bünyesinden olmadığım için sadece bu mecralarda yazanlar üzerinden konuşmak zorundayız. Televizyonlarda ve sosyal medyada yazanlar, Ünal Aysal'ın Fatih Terim'e 2 yıl sözleşme önermesi ve Terim'in " 1'er yıl 1'er yıl gidiyoruz neden şimdi 2 yıla çıktı" cevabını vermesi üzerine olayların büyümesi. Olayın iç yüzünü bilmiyoruz. Terim'in telefonlara çıkmaması, başkanın hiç bir şekilde Terim'e ulaşamaması gibi söylentiler var fakat bunların gerçekçi olup olmadığını bilemiyoruz. Bunun üzerinden giderek, suçun nasıl Ünal Aysal'ın üzerine atıldığını anlayamadım. Adam doğru bir şey yapıp sözleşme uzatma teklifinde bulunmuş fakat Terim kabul etmemiş şeklinde olayı sonuca bağlayabiliriz. (Burada benim gördüğüm tek yanlış, sözleşmenin hemen fesh edilmesi, sezon sonu beklenebilirdi). Nihayetinde kurumsallaşan bir Galatasaray izliyoruz Ünal Aysal'ın gelmesiyle beraber, adam da bu yüzden önünü daha düzgün görmek için futbolcularla ve teknik adamlarla uzun vadeli sözleşme yoluna gitmeyi seçiyor ki doğru olanda bu zaten. Ödeme planı, bütçenin ayarlanması gibi bir sürü prosedür var bu işlerde. Eskisi gibi " - Biz seninle anlaştık, al bu parayı" vs. veya boş mukaveleye imza atma olayları  artık yaşanmıyor transferlerde. Her ne kadar yalanlandıysa da Bu adamın aklını Tüpçü çeldi. Şimdi Galatasaraydan ayrıldıktan sonra Fatih Terim Milli takımla uzun bir sözleşme imzalarsa şu an Terim'in tarafında olanların ne tarafa geçeceklerini merak ediyorum.

22 Eylül 2013 Pazar

Beşiktaş vs Drogba



Bir önceki yazımda da yazdım, yine yazmaya devam ediyorum. Bu haftaya kadar Beşiktaşın sadece bir maçını izledim oda geçen haftaki Bursaspor - Beşiktaş maçıydı. İzledikten sonra bir yazı paylaştım, yazım burada. Bunu okuyan insanlar benim saçmaladığımı söyledi. Yeni bir blogger olduğum için fazla kaile alınmadım ama yinede bir kaç aykırı yorum geldi. O yazıda ne yazmıştık.

1) Çok açık alan bırakıyorlar;
Bruma girdikten sonra neler olduğunu gördük. Adam hayvani boş alanlar yakaladı. Daha önce oyunda olsaydı neler olacağını tahmin edemiyorum.

2) Defansta futbolcular yer yer pozisyon kaybı yaşıyorlar. Yani adam kendi yerini şaşırıyor. Ters kademedeki adam mecbur o boş alanı kapatmaya çalışıyor fakat zorlanıyorlar;
Burak efendinin atamadığı golleri iyi izleyin. Zaten o iki pozisyon gol olsaydı, maç daha önce tatil olurdu herhalde.

3)Pres yapacağım diye topun peşince çok koşuluyor. Efor kaybı yaşanıyor;
İlkyarı çok koştu Beşiktaş, ikinci yarı ne fernandes vardııı, ne de Gökhan denen milli oyuncu. 

4) Arkaya çok adam kaçırılıyor;
Burak'ın karşı karşıya atamadığı goller. Bir metre yanında bir Beşiktaşlı defans oyuncusu varmıydı?

Bir Galatasaray taraftarı olarak maçı rahat rahat izlemek varken, Burak efendi sağolsun bize ızdırap oldu. Şu Drogba'nın ikinci golunu Burak Yılmaz iyi seyretmeli, adamı arkadan dürtüyorlar ama adam yinede hayvani bir güçle topa o kadar düzgün vuruyorki, sanki ben Drogbayım ulan dermişcesine topu kaleye gömüyor.

Ben burada bir şeyler paylaşırken aynı zamanda Galatasaraysözlükte bir şeylerde paylaşıyorum. Oradada aklı başında üç beş adam olduğu için orada da istenmeyen adam oldum. Niye? Çünkü doğruları yazdığım için Ben burada ve sözlükte avaz avaz bağırıyorum, Beşiktaşta bir bok yok diye. Dedim yine diyorum, Bursaspor biraz daha aklı başında oynasaydı o maçı güle oynaya alacaktı ama olmadı.

Bir de havaya girme muhabbeti var. O kadar havaya girersen böyle havasını alırlar adamın. Durun bakalım sezon yeni başladı, üç beş maç kazanında Şampiii yazanlar şimdi ne halde merak ediyorum.

Bir şey daha; Bunuda çoğu yerde arkadaş ortamında yazdım. Burak Yılmaz Futbolcu falan değil. Nedenleri başka bir yazımda sizlerle paylaşırım. Maçın tatil olması ile ilgili bir yorum yapmayacağım.

15 Eylül 2013 Pazar

Bursaspor Beşiktaş İlk yarı değerlendirmesi

Çok methettiğiniz Beşiktaşı ancak bu hafta izleyebildim. Diğer maçları nasıl kazandı bilmiyorum ama eğer bu oyunla kazandıysa kimse kusura bakmasın ama öyle anlattığınız gibi ahım şahım bir futbol oynamıyor Beşiktaş. İlk golün başında faul olduğunu idda edebiliriz, faul olduğunu sanan defans bir an duraksadı ve Beşiktaş forvetleri bunu iyi değerlendirdi. Ucuz bir gol yani. İkinci gol ise kaleci biraz üzerine doğru gelen topu tutamadı, bunda topun yere çarpmasınında payı var. Şimdi çok methettiğiniz Beşiktaşın size anlatayım.




1) Çok açık alan bırakıyorlar
2) Defansta futbolcular yer yer pozisyon kaybı yaşıyorlar. Yani adam kendi yerini şaşırıyor. Ters kademedeki adam mecbur o boş alanı kapatmaya çalışıyor fakat zorlanıyorlar
3)Pres yapacağım diye topun peşince çok koşuluyor. Efor kaybı yaşanıyor.
4) Arkaya çok adam kaçırılıyor. Bursaspor çok ofsayda düştüğü için çok pozisyonu kaçırdı. Güçlü bir takım Beşiktaş'ın karşısına çıksa çok zor durumlara düşebilir

Benim ilk yarıda gördüğüm bunlar. Herkesin fikrine saygım var. Fakat abarttığınız kadar iyi bir futbol oynamıyor Beşiktaş. İkinci yarısını maalesef seyredemiyorum. Beşiktaş bu haftada galip geldi diyebiliriz.

22 Ağustos 2013 Perşembe

Fatih Terim'in Milli takıma gider mi?


Ünal Aysal izin vermiş. Vermiş ama sonuçta bu Terim'in tercihi Aysal her zamanki gibi akıllıca davrandı ve topu Terim'e attı. Adamın futbolla doğru düzgün işi olmadığı için her zaman bu gibi çelişkilerden uzak durmayı seçiyor. Aysal'ın işi zaten parayı yönetmek futbolla ilgilenen insanlar o işi hakkıyla yapıyor.

Milli takım için ise söyleyeceklerim şöyle; 4 maç için bir adamı bu takımın başına getirmek ve bu şekilde teklif yapmak sadece Demirören'in yapacağı bir iş. Futbolu bırak iş hayatında bile böyle teklif yapılmaz. Zaten oturmuş bir kadrosu olan ve zamanının çoğunu bu işte geçiren bir adama tutupda "- Sen gel önce gerisine sonra bakarız" dersen adam bunu kabul eder mi? Bunu anca Yılmaz Vural veya Hikmet Karaman kabul eder. Demirören ihaleyi başta Terim'in başına yıkıp geri kalan zamanda ise Terim'i Milli Takımın başında tutup Galatasaray'ın oturmuş düzenini bozma peşinde. Aysal zaten Terim'in bu yarım teklifi kabul etmeyeceğini bildiği için olaylara hiç karışmamayı tercih etti. Yani sonuç olarak diyebiliriz ki amaç Türk Mili takımını kurtarmak değil, bazı başarılı takımların önünü kesmek. Bunca boşta Teknik Direktör varken neden görev başında bir teknik adam tercih edildi o da ayrı bir çelişki. Zaten Türk Milli Takımının Dünya kupasına katılması artık hayal bile değil, umarım yanılırım ama durum onu gösteriyor. Yani bu Mili Takımı kurtaracak isim şu an ki şartlarda Fatih Terim değil. Bir şey daha bu adam daha önce Mili Takımın başındaydı aldığı maaştan bindiği arabaya kadar her şey didik edildi medya tarafından, şu an aynı medya Bu adamın Milli takımın başına geçmesini istiyor. Boşuna demiyoruz Fenerbahçe medyası diye.

20 Ağustos 2013 Salı

Zoraki 3 Puan


Takımı anlamak mümkün değil. Fenerbahçe maçında da yazdım, bu maçta da yazıyorum. Adamlar gol attıktan sonra maçın geri kalanını rölantiye alıyor. Fenerbahçe maçında 1-0dan sonra, bu maçta 2-0dan sonra takım acayip bir gerileme kötüleşme gördüm. Hocanın talimatı mı yoksa oyundaki oyuncuların inisiyatifi mi bilmiyorum. Yani 3'ü 4'ü atmak varken skoru korumaya gidiyor takım, bunu yaparken yediği bir gol ile oyunu alehine çeviriyor maçı ve geri kalan dakikalarda taraftarlara ızdırap oluyorlar.

Oyunculara gelelim; Hamit, geçen sezon verilen şansların iyi kullandı. "Bu benim tam performansım değil, daha bir şeyler katmak istiyorum" gibi beyanlarda bulunmuştu geçen sen. Bu sene ise geçen performansını arar olduk. Ayağında çok top tutma gibi bir adeti var Hamit'in. Bu maçta gördük çok sıradan bir futbol, takıma katkısı olmayan bir futbol izledik. işyerinde izlerken yanımdakilere hoca ikinci yarı Hamit oyundan çıkar dedim ve aynısı oldu. Böyle devam ederse Hamit'in bu takımda yarı olamaz.

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Didier Farkı...



Böyle bir top oynama şekli yok. Rakip takım 10 kişi, golü atmışsın ama golü attıktan sonra mahkum oynuyorsun. 
Böyle büyük takım olunmaz. son dakikalarda bildiğin çirkeflik yaptık, dan dun oynadık, maçı bitirmeye oynadık. Kazara bir gol yeseydik sorumlusu kim olacaktı? Drogba gol atınca sevinmedim zaten gol olduktan sonra çok rezil bir oyun izledik golden sonra Fenerbahçe tek kaleye çevirdi oyunu kalede Muslera olmasa uzatmalarda kupayı verebilirdik. Uzatmalarda çok net 3 pozisyona girdi Fenerbahçe ve bunun 2'sini Muslera çıkarttı. Attığı golün üstüne yatma işini bir zamanlar Lucescu yapıyordu, bir gol atıp üzerine yatmaya çalışıyordu. Ben böyle bir takım izlemek istemiyorum şahsen, takım tamamen dengesiz oyun oynuyor. 

Golden önce ve golden sonra olarak iki takım izledik. Golden önce tam bir hücum futbolu sağlı sollu ataklar ve tabiki Fenerbahçe balı. Eger birazda bizim şansımız olsaydı ilk 20 - 25 dakikada maçı 3-0 yapabilirdik ne yazık ki 90 dakikayı 0 - 0 bitirdik. Uzatmalarda ise baskımız devam etti, zaten Fenerbahçe de maçın penaltılara gitmesini isityordu fazla Galatasarayın üzerine gelmiyordu. Ersun Yanal ise tarihi bir hata yapıp baroniyi çıkarınca orta saha tamamen Galatasarayın hakimiyetine geçti. Sonunda Drogbaya adam gibi bir top geldi ve topu yere çaktı ve gol oldu.

Golden sonra ise; Fenerbahçe pabucun pahalı olduğunu anladı ve yüklenmeye başladı. Takım 10 kişi olmasına rağmen yüksek toplarla ve Galatasaray'ın yardımıyla uzatların son 20 dakikası hakim oldu. Mert'in kalesinde devleştiğini sanan herkes asıl dev kedinin hangi kalede olduğunu anladı. Muslera dünyaları kurtardı, Mert gibi üzerine gelen topları değil, sağa sola giden tüm topları çıkarttı. 

Selçuk, Hamit, Abramad rezillik abidesiydi. Hamit'in bence artık bu takımda yeri yok, çok istikrarsız bir oyuncu zaten kardeşinin de nerede olduğu belli değil, Mou o yüzden bu adamı elinde tutmayıp gönderdi Mesut gibi çıkacak sandı ama gerçek öyle değildi

Selçuk gördüğüm en kötü oyunu oynadı ne bir pas ne bir şut istediği gibi olmadı sanki oynamak istemiyor gibiydi. sneijder takıma acayip ısınmış gördüm, tüm paslar yerinde ve takımı rahatlatacak şekildeydi. Drogba ise uzatmalarda çok yoruldu çıkması lazımdı ama oyunda tuttular. 

16 Nisan 2012 Pazartesi

Galatasaray için Süper Finalin ilk maçı

her zamanki oyunumuzu oynarsak Beşiktaş'ı rahat yeneriz. Fakat birde hakem faktörü var, bilindiği gibi hakemler oyunun sonucunu direk etkileyecek hatalar yapıyor. Erken bir gol her şeyi bitirir. Fenerbahçe maçına gelirsek eger, Trabzonsporla oynadığı maça bakarsak Fenerbahçe takımına önde baskı yapıldığı zaman, takım tam çıkarken top kaybı yapıyor. Trabzonspor maçında bunu çok kez gördük fakat Trabzonspor takımı bunu değerlendiremedi. Collman olsun, Olcan olsun Fenerbahçe hucüma çıkarken topları kaptılar ve savunma dengesiz yakalandı ne yazıkki bunu değerlendiremedi Trabzınspor. Tabi bu anlattıklarım Galatasaray maçında da olacak diye bir kural yok. Galatasaray Fenerbahçe derbileri her zaman farklı olur, o yüzden Fenerbahçe takımı böyle bir hataya düşerse Trabzonspor takımın yapamadığını Galatasaray çok rahat yapar ve olaylar çok farklı gelişir. Zaten ilk maçın arenada olması Fenerbahçe takımı için bir handikap. Şöyle demekte fayda var, Galatasaray önündeki iki maçı kazanırsa yani Beşiktaşla dışarıda oynayacağı ve içerde Fenerbahçe maçını kazanırsa Galatasaray şampiyon diyebiliriz ve bu lanet olası Play-off erkenden bitmiş olur.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

22 agustos 2010 galatasaray bursaspor maci


maçla ilgili dün gecespor programlarını izledim, hepsi tutturabildiğine sallıyor. maçı bende izledim, maçı izlemeyen ve sadece spor programlarını izleyen biri ne düşünür acaba?. onlara göre çok berbat oynadık, sadece takımın kötü oynadığından dem vuruyorlar. hakemin ilk yarının sonundaki maçın sonucunu direk etkileyecek bariz hatasını konuşan çok az, hatta volkan şenle röportaj yapanlar bile pozisyon hakkında bir soru bile sormadılar, sizin kötülediğinin ntvspordan başka. maçı izledim benim kanımca, hazırlık maçları dahil son 7-8 maçın en iyi oyununu bu maçta çıkardık. en önemlisi önde bastık, top ayağımıza gelince geniş alanlara taşıdık topu, hani defansla santrafor arasında 30m olmalı muhabbeti varya, işte bunu biz bu maçta yaptık. sadece sol taraf aksadı o kadar. bu başlıkta yazdım yine yazıyorum, bu kadroyla bu oyunu beğenmeyenlere gitsin barcelonayı tutsun. ha 2. golden sonra iyimi oynadık hayır, oda bu kadar iyi oynayıp şansız iki gol yemenin moral bozukluğundan kaynaklanıyor bence. zaten dakikada 75 falan olmuştu. ha birde erman toroğlu ertugrul sağlam'a diyorya "aferin tıkır tıkır çalışan bir takım yarattın", o işte bir bok bilmiyor. iki tane ucuz gol atıp 60 dakika sahasından çıkamayan takım tıkır tıkır çalışmıyordur erman hoca. şampiyonlar liginde bursasporun işi çok zor

ha birde şöyle birşey aklıma geldi. galatasaray milan baroş'un kaçırdığı o iki pozisyon gol olsaydı o spor yorumcuları nasıl konuşacaktı acaba, alayı skor yorumcusu bunların.

2 Kasım 2009 Pazartesi

Toroğlu ?

Hakem dersen o da enteresan. Devre bitecek. Sivas 1-0 mağlup. Kaleci Petkoviç topu oyuna sokmak istiyor. Arkadaşları ileri gitsin istiyor. Vakit geçirmeye ne ihtiyacı, ne de gerekçesi var. Hakemden bir düdük. “Topu kural gereği fazla elinde tuttun” diye çift vuruş veriyor ve gol oluyor. Bülent kardeşim, Petkoviç niye zaman geçirsin? Dakika olmuş 45. Bir an evvel gol atıp, beraberliği yakalamak istiyorlar. Peki şimdi sen bundan sonraki maçlarında takımı öndeyken, aynı işi yapan kalecilere 12 saniyede bu vuruşu vermezsen ne yapacaksın? İnanılır gibi değil. Ah Bülent ahhh. Kitap bunları yazıyor da o kitabı okuyan nasıl okuyacak o çok önemli. Kitap hangi şartlarda nasıl, neden ve niçin okunur onu anlatmak için sizin elinize bir kitap vermek lazım.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12833600.asp

Yahu böyle bir abes yorum olabilir mi, sana hocaların hocası diyorlar, sen doğru olan kararı sorguluyorsun "neden vermişler" diyorsun. Tamam Toroğlu vermesinler hakemler hep yanlış karar versin o zaman. Diğer maçlarda yanlış kararlar veriliyor diye Galatasarayada yanlış karar verilecek diye bir kaide mi var. Şuan Tüm spor basını hakemleri yanlış kararlar vermesi yönünde teşvik ediyor.Bu kadar olur yani. Kurallar belli , hakem kuralı doğru uygulamıştır, diğer takımlarda haklarını aramalıdır. Bize verilmedi diğer takımlara da verilmesin diye bir mantık, mantıksızlık olur.



31 Ekim 2009 Cumartesi

Formaların rengi

Yahu diğer maçlardan Galatasaraya ne. Geçen sene neden böyle birşey yapılmamışta bilmemne de öyle de böyle de. Diğer takımların yöneticileri kendi takımlarının hakkını aramzasa Galatasaraylı yöneticiler ne yapsın, başka takımların hakkını Galatasaraylı yöneticiler mi savunsun kimse kusura bakmasın kimse yogurdum eksi demez.

5 maçlık cezada da sahaya yabancı madde atıldı , fakat fenerbahçe maçında sahaya atılan yabancı maddeler için fener iki maç ceza aldı. Galatasaray maçında daha çok cisim atıldı o yuzden Galatasaraya fazla maç ceza verildi diye savunanlar var.Atılanların sayısına göre mi ceza veriliyor orasınıda anlamadım

Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki , bu ülkede maçta adam bıçakladılar maç tatil edilmedi. Fener maçında da böyle bir şey beklemedim. Zaten yapamazlarda, yaptırmazlar yani.


Anlamadığım 10 senedir hakkıyla yada hakem hatalarıyla, öyle veya böyle kazanıyor. Tamamda bu spor basınına ne oluyor. Yüksel Trajlı bir gazetenin Spor müdürü bir programa çıkıp Nasıl koyduk Galatasaraya bilmem ne diye beyan veriyor, madem fenerlisin önce bulunduğun mevkiiye bak ondan sonra konuş herkes takım tutabilir, maç muhabbetide yapabilir ama yaptığı işe saygı duyuyorsa bari rengini belii etmede herkes senin işine duyduğun saygıyı sana göstersin.

Çarşaf çarşaf Galibiyet alamayan beraberlik alamayan Galatasaraylılar diyerekten haber yapılıyor. ayıptır. Hadi onu geçtim yapılan haber bile yalan yanlış.

Neyse uzatmayalım. Galatasarayı yenince, Avrupa kupası almış gibi sevinen takımın taraftarlardan bahsediyoruz, bu kadar yazdığım bile fazla.

+(18) http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/20101/